|
.::
Korsan Kitap
Üzerine
Monolog
::. |
|
|
"Çanta çalmazsınız. Araba çalmazsınız.
Korsan da
çalmaktır.
Suça ortak
olmayın." |
Ne kadar da
etkileyici değil mi?
Ancak bir o kadar da
hükümsüz. Ben bir
öğrenciyim ve aylık
ailemin gönderdiği
dışında bir ek
gelire sahip
değilim. Zaten banka
hesaplarımıza
2'sinde ya da
16'sında yatırılan
paralar çoğunlukla
tüm masraflar alt
alta yazılarak
oluşturulmuş birer
hesap pusulası gibi.
Bize gönderilen para
kalıcı değil, daima
göçebe. Hepsinin
gidecek bir yerleri
var. Kira,
faturalar, yemek
kartları vs. E bize
kalanlar da sinema,
arasıra dışarda
yenen yemekler,
arkadaşların doğum
günleri için alınan
hediyeler ve biraz
üstbaş için harcanıp
gidiyor. Durum hemen
hemen herkes için
böyle iken bir de
bizlere bugünün
gençleri kitap
okumuyor diye
ekşiyorlar. Ancak
unuttulmaması
gereken en önemli
kriterlerden biri
olan maddiyat
karşımıza çıkıyor.
Her birey kendi
gelişimi için
yaptıklarından
elbette sorumludur.
Biri uyurken biri
ders çalışır; bir
diğeri halı sahada
maç yaparken biri
dizi seyreder.
Yapılan tüm bu
faaliyetler birer
seçimdir. Ancak
bazen başkalarının
seçtiği hayat da
yaşanabiliyor.
Karakterim gereği
kitapçıları gezmeyi
ve kitapların o
ikinci sınıf hamur
konusunu seven bir
insan olarak el
yakan fiyatlara
karşıyım. Kendi
kendime olan
konuşmamın başında
da söylediğim gibi
kitaba ayda en fazla
25-30 TL
ayırabilirim. Bu da
demek oluyor ki ayda
en fazla 1 bilemedin
2 kitap
okuyabilirim. Peki
bunda suçlu olan
kim? Her entel
tartışma programında
oturup da
dilimizdeki
bozulmadan dem
vuran,
edebiyatımızdaki
nicel artışa karşın
nitel düşüşü
ballandırarak
anlatan, kitap okuma
alışkanlığımızın bir
türlü
geliş(e)memesinden
yakınan
yazarlarımız-şairlerimiz-yayınevi
sahiplerimiz
sorumluluk kabul
ederler mi acaba?
Çünkü onlar değil mi
ki solculuğun dibine
vurdukları halde en
çok kar marjı ile
çalışan. "Ülkem
gelişsin"
nutuklarına rağmen "Aaa
kitapları 10 TL'den
satamam. Yok artık"
da diyen.
İnsanlar kendi
kaderlerini
çizerlerken
ülkelerinin de
kaderini
çizdiklerinden çoğu
zaman haberdar bile
değiller. Bu nedenle
Ahmet Altan nasıl
bir romanını (Roman
olduğunu tekrar
vurgulamak
istiyorum. Gazete
yazılarının
kitaplaştırılmış
hali değil.) 5
TL'nin altında bir
fiyattan satışa
sunmuş ise diğerleri
de neden aynı şeyi
yapamasın.
Farkındayım
yazarlık da bir
iştir. Elbette
karşılığında para
kazanılacak çünkü
biliyorum ki çok
zaman alan ve emek
sarfedilen bir
süreç. Ancak ya 25
TL'den kitap
satmayacaksın ya da
ekranlarda boy
gösterip ülkem böyle
olsun şöyle yapsın
diye nefesini
tüketmeyeceksin.
Riyakar olma durumu
adeta içimize
işlemiş.
Bu yazıdan Burçin
korsanı teşvik
ediyor gibi bir
yargı çıkaran umarım
yoktur aramızda. Ben
sadece demek
istiyorum ki (ben
asla ve asla tercih
etmesem de) bazen
başka bir çare
kalmıyor.
Burçin ŞORAY
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
Kişi vardır hak eder,
Hayat treninde kombine yere
sahip kalbimde,
Kişi vardır bekler,
Son vagonda bana da yer var
mıdır diye
Umuda giden yolculuksa bu,
Şimdi çok uzak değil sana,
Koşmak değil, yürümen yeter!
Çünkü o tren sonsuzluğa giden
tek sefer.
Osman
KEKLİKDERE
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Atar kalbim yanında sessizlik,
Uçurumsu bir vadi, sessiz,
Bir tutam kanat, bir sevgi,
Aşıp geçmek engelleri,
Sevda desen, hepten ıssız,
Bir samanlık yanar gider.
Dostlar desen bir uzak, bir
yakın,
Yolu uzun uzak, karanlık.
Bir tutam çiçek kopar
bulutlardan,
Her yer yakın bulutlara, yoksa
gurbet, yoksa uzak,
Bir umut, bir küçük ışık, yoksa
çekilmez, yoksa yaşanmaz...
Mustafa Yıldırım EL
|
|
|
|
|